ALLAHU EKBER

11/8/2009

 

                                                                   besmele.gif

 

 

 
img166/9635/allahsirpe9.jpg
 
 

 

 

 

 

Image hosting by PhotobucketImage hosting by Photobucket

 

 

 
 
043.jpg 
 
 
 
 
         bi786.gif          
 animation2.gif 
  
 
Duadan bıkkınlık göstermeyiniz.
Çünkü dua ile beraber olan hiç kimse helak olmamıştır.
 
 
DUA
Dua iki şekilde tecelli eder:
ya bizi korkutan şeyi ortadan kaldırır.
Yahut da onu yenmemiz
için bize güç
ve cesaret verir.
 
 
SABIR
Bedende baş ne ise,
imanda da sabır aynıdır.
Başssız beden olmayacağı
gibi,
sabırsız da iman olmaz.
 
 
SABIR
Her söz için doğruluk,
her doğruluk için iş,
her iş için de sabır gerekir.
 
ŞÜKÜR
Şükrü eda edilen az bir mal,
şükrüne takat getirilmeyen
çok maldan daha hayırlıdır.
ŞÜKÜR
Şükür; gönlünün,
nimeti veren Allah'u Teala'ya
tam bağlı olmasıdır.
NEFİS
İsyanınız nefsinize,
itaatiniz Rabbinize olsun.
NEFİS
Nefsine dizgin vur ve bin,
aksi halde o sana yüklenir.
ÜMİT
Güçlük kolaylıkla beraberdir,
kendine gel, ümidi bırakma!
 Akıllı insan bilir ki,
ölümün arkasında bile daha
güçlü bir hayat beklemektedir.
ÜMİT
Akıllı ve uyanık olun;
sizi ümitsizliğe götüren
hadiseler,
saadete de götürebilir.
HAKKI TAVSİYE
Başkasına iyiyi,
doğruyu söylemek.
Allah'ın emir
ve yasalarını
insanlara tavsiye etmek.
Bu, müslümanın önemli bir prensibidir.
"Âsr'a yemin olsun ki insan gerçekten ziyan içindedir.
Bundan ancak iman edip
salih ameller işleyenler,
birbirlerine hakkı
ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır"
(el-Asr, 103/1-3).
İnsan, kendisini yaratan
yüce Allah'ın emirlerini
yerine getirmek ve
yasaklarından kaçınmakla mükelleftir.
Kişi bu emir ve yasaklar
karşısında birinci derecede
kendi nefsinden sorumludur.
Ancak insanın "nemelâzımcılık" ruhuyla ve "bana dokunmayan
yılan bin sene yaşasın" zihniyetiyle bu ilahî emir ve yasakları sadece kendi nefsinde yaşayıp, diğer insanların bunları uygulayıp uygulamamalarına seyirci
kalması İslâm'a göre
câiz değildir.
Aksine bu emirlerin,
başta aile fertleri olmak üzere
diğer insanlar arasında
da tatbik edilmesine var gücüyle çalışması ve yasakların işlenmesine engel olması gerekir.
Bunu yaptığı takdirde ancak âyet-i kerimede belirtilen hakkı tavsiye görevini yerine getirmiş sayılır.
Bu âyetler dehşetli bir
tehdidi ihtiva etmektedir.
Zira Cenâb-ı Allah, bütün insanların ziyan ve
zararda olduğunu ve bu zarardan kurtulmanın
zikredilen
dört şeye bağlı olduğunu hükmetmiştir ki bunlardan
birisi de başkasına hakkı
tavsiye etmektir.
Yani insan sadece kendi
nefsiyle yetinmemeli,
aynı zamanda başkasını
dinî vecibeleri yerine
getirmeye davet etmeli,
ona nasihat etmeli, emr-i bi'lma'ruf nehy-i
ani'l-münker görevini yerine getirmeli ve kendi nefsi için sevdiğini başkası için de sevmelidir.
Böylece başkasının da Allah'a itaat etmesine vesile olur ki din ehlinin yapması gereken de budur.
Bundan dolayı Cenab-ı Allah: "Ey iman edenler!
Kendinizi ve ehlinizi
öyle bir ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlarla taşlardır" (et-Tahrîm, 66/6) buyurulmuştur.
Buna göre hakkı tavsiye etmek, dine ait ilim ve ameli tümüyle kapsamaktadır (Fahruddin er-Razî) Mefâtihu'l-gayb, (90-91).
"Hakk" kelimesi "batıl"ın zıddıdır. Genellikle bu, iki manada kullanılır: Birincisi, doğruya, adalete uygun ve gerçek sözdür. İster akidevî iman ile ilgili olsun, ister dünyevî meseleler hakkında olsun aynıdır. İkincisi, insanın, yerine getirmesi gerekli olan haktır. O, Allah'ın hakkı, insanların hakkı veya nefsinin hakkı olabilir. Hak kelimeyi tavsiye etmenin anlamı, mü'minlerden oluşan toplumun, hakka karşı batılın yayılmasına seyirci kalmayacak kadâr duyarlı olmasıdır. Bu gibi toplumlarda ne zaman ve nerede batıl baş kaldırsa, hak kelimesini söyleyenler seslerini yükseltmelidirler. Toplumda her fert sadece kendisi, hakkı, doğruluğu ve adaleti yerine getirmekle kalmamalı, aynı zamanda bunu başkalarına da tavsiye etmelidir. Bir toplumu ahlâkî düşüş ve çöküşten korumak ancak bu şekilde mümkün olur. Eğer toplumda bu ruh yoksa toplum hüsrandan kurtulamaz. Şahsî olarak hakk üzerinde bulunanlar, toplumun bozulmasına seyirci kalmaları sonucu kendileri de hakk üzere kalamazlar, hüsrandan kurtulamazlar. Bu nedenle Maide sûresinde Hz. Davud ve Hz. İsa diliyle İsrail oğullarına lanet edilmiştir. Bu lanetin sebebi, o dönemde Yahudi toplumunda yaygın olan günah işlemek ve zulüm yapmaktan birbirlerini alıkoymamalarıydı. (El-Mâide, 5/78-79). Ayrıca İsrailoğullarının cumartesi yasağını açıkça çiğneyerek balık tutmayla başladıkları, bu nedenle de onlara azap indirildiği, bu azaptan ancak günahı önlemek için çaba sarfedenlerin kurtulduğu açıklanmıştır (el-A'râf 7/163-166). Aynı husus Enfâl suresinde de açıklanmıştır. "Azabı, sadece günah işleyenlerle kalmayacak fitneden sakının"(el-Enfâl, 8/25). Bundan dolayı emr-i bi'l ma'ruf ve nehy-i ani'l münker İslâm ümmetine farz kılınmıştır (Alu İmrân 3/104). Bu farizayı yerine getiren ümmete hayırlı ümmet (Alu İmran 3/110) denilmiştir (Mevdudî, Tefhimu'l-Kur'an (Türkçe tercem'e),  (225).
Peygamber efendimiz (s.a.s.)'e bir adam gelerek "Ya Rasûlüllah! En faziletli cihad hangisidir diye sordu. Rasûlullah (s.a.s.), "zâlim bir yöneticinin karşısında hakk kelimeyi söylemektir" şeklinde cevap verdi (Ahmed b. Hanbel,  3j4).
Müslümanların birbirine hakkı tavsiye etmeleri bir zarurettir. Çünkü hakka sarılmak zordur. Hakkı engelleyen pek çok husus vardır. Nefsin arzuları, menfaatlar, toplumun düşünceleri, azgınların zulmü, karanlık düşünceler ve zâlimlerin adaletsizliği bunlar arasındadır. Hakkı birbirine tavsiye etmek, birbirine hatırlatıp teşvik etmek, gaye ve hedef birliğini dile getirip emanet ve mesuliyette ortak olduğunu belirtmektir. Bu gibi hususlar kişisel gayeleri birleştirerek aynı hedefe yöneltir. Çünkü birlikte çalışıp güçlenmelerini sağlar, bekleyen herkese kendisinden başka da onun bekçilerinin bulunduğunu anlatarak onlara tavsiye etmeyi, onları teşvik etmeyi sağlar. Onlarla birlikte olmak kendisini mahcub etmez, sevindirir. Hakkın kendisi olan bu din ise, birbirine bağlı, birbirini destekleyen, birbiriyle yardımlaşan ve birbirlerine tavsiyelerde bulunan bir topluluğun bekçiliği altında ancak gerçekleşebilir.
Birbirine nasihat edip hakkı tavsiye etmek, kötülüklerin önlenmesinde son derece önemli olduğu için Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadis-i şerifte üç defa tekrarlayarak " din nasihattır" (nasihattan ibarettir) demişlerdir (Müslim, İman, 95).
 
 www.kanal-7.com
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
                                                                                                                                                                                                                                                 
 
 

Yalan ve Yalancı Şahitlik

 

                                                                                                                                                             


üzülme küçüğüm

 Bir an gelirki vakt-i icabet geldi zannedersin.. ve güller açar gülşeninde.. Ardından zamanın reddi şamar şamar iner yüzüne.. Şaşırırsın yıkılırsın, burkulursun, acılar düğümlenir boğazına yutkunursun, birkaç göz yaşından teselli arar belki bulursun.

Vefasızdır hayat anlarsın maddeyi silersin... gönül ummanlarından manaya yönelirsin lakin meddeci yürekler gerilir önüne..

incinirsin yıpranırsın ne çare!...

Hayat bu imtahan.. ve sen bir kulsun KÜÇÜĞÜM..

Sınanırsın

Denenirsin

Elenirsin

Bilenirsin

Belki yanar demir gibi tam tavına gelirsin... Bitti dersin herşey bitti..

gizli gizli inlersin.. nazar eden her bakıştan merhamet dilenirsin... Sevgiye muhtaçtır gönlün, açtır sevgiye yüreğin ama sevgi kanadından vurulmuştur bilmezsin...

Ne ferhat kalmıştır artık nede ona yanan şirin...

bir damla sevgi uğruna yanarken yüreğin, sevgi saçan Leylalardan da darbeni yersin..

Bundan ibarettir hayat söyledim ya denenirsin bilenirsin...

Dayan bebeğim dayan çiçeğim... İncinmesin idealin.. Unutma ki nur yolunun muhteşem ordusunda sende yılmaz bir nefersin.. Varsın anlamayı versin seni üç beş aklı selim.. Değilmisin sen ümmeti o övülmüş Peygamberin...

Himmet kanadı altında yaşıyorken seçkin pirin, seni vurmaması lazım bir kaç meselenin...

Hem değilmi seni seven, kendini sana sevdiren, tüm günahlarına rağmen libası aşk-ı giydiren, cürmünü görmezden gelip muhabbetine erdiren bir Rahmanın bir Gufranın bir Subhanın eserisin...

Olsun çiçeğim.. Dayan biraz.. Eyle Rabbine niyaz.. belki ihtar belki ikaz göz yaşıyla çektiklerin...

Şu ebediyyet yolunun yolcusu!...

O Zaten seninle kah ilerde kah geride.. takılma Sen sebeplere...

Menzilin olsun hayalin...

 “Allah dedi ki: "Bu, doğrulara, doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur."” (Maide Suresi, 119)


“Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi? Onlar, 'gerçeği ters yüz eden,' günaha düşkün olan her yalancıya inerler.” (Şuara Suresi, 221-222)

 
“İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: “Doğrusu, Allah, size gerçek olan va'di va'detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim…”
(İbrahim Suresi, 22)

 
 

NAMAZ ruha nur demek



İMANA sur demek



şeytana DUR demek



mekana uğur demek



temizlenen KİR demek



ALLAH'I zikir demek

 

NAMAZ kulun miracı


derdimizin ilacı


İMANIN asıl gücü


kulun başının tacı


yarının tek güvenci


ahiretin kazancı


meleklerin sevinci

 
                        

NAMAZ en güzel inci


müslümanlığın başı


kabirde can yoldaşı


kulun ekmeği aşı


mazlumun sabır taşı


namaz kulun gözyaşı


mü'minin asıl işi


ahiretin güneşi


kurtulur kılan kişi

 
             
  

NAMAZ fazilet demek


kullara nimet demek


borç demek zimmet demek


ALLAH'dan himmet demek

  
 

NAMAZ bereket demek


sonsuz merhamet demek


sırat ve cennet demek


ALLAH'tan rahmet demek

 
 

NAMAZ dinin direği


kul olmanın gereği


RABBİMİZİN dileği


MÜ'MİNİN geleçeği


günahların küreği


arındırır yüreği


ahiretde giyeceği

 

 

NAMAZ cennet çiceği


kabrimizin kandili


cennet bağının gülü


ibadetin makbulü


şemsiyendir din günü


dertlerin huzur anı


sevapların dergahı

NAMAZ huzur yolu


namazda sevap dolu


NAMAZ cana can demek


RABBİNE eman demek


eksilmez iman demek


en ülvi zaman demek


huzur daki an demek


cennetdeki saray demek


okunan KUR'AN demek


aşk içinde yanmak demek


kirden arınmak demek


şerden korunmak demek


rabbe görünmek demek


hakka sığınmak demek


cennete konmak demek


rahmete bürünmek demek


nurla yıkanmak demek


dertden barınmak demek

NAMAZ lütufdur bize


NAMAZ gökten inen nur bize

<            



Blogcu ile yapıldı